FeRD1 AkLın ALamadığı Yerdeyim..!



15/12/2009

yok

The Canyon (2009)

Bunu geçen hafta izlemiştim. The Canyon, Richard Harrah'ın yönettiği bir gerilim filmi öyküsü kısaca yeni evli bir çiftin Amerikada ki meşhur Büyük Kanyon(NYTimes) da gezmeyi planlarlar. Bu gezi aslında yasaktır ama merdiven altı(kaçak, kara borsa) çalışan ve hiç tanımadıkları bir izci ile anlaşırlar ve kaçak yolla geziye başlarlar.

izledim: The Canyon (2009)


Bu gezi çok ama çok tehlikeli olacaktır ve bir insanın hayatta kalmak için neler yapabileceğini göreceksiniz.

Şahane değil ama vasatın üzerinde bir film, bazılarına sıkıcı gelebilir fakat izlemeye değer bir yapım. Görüntüler çok iyi ayrıca Büyük Kanyon'dan çok iyi kareler görme imkanımız var.

 


 

style="BORDER-RIGHT: 0px; BORDER-TOP: 0px; OVERFLOW: hidden; BORDER-LEFT: 0px; WIDTH: 720px; BORDER-BOTTOM: 0px; HEIGHT: 362px" src="http://www.movshare.net/embed/7lnerlddhc0ot/?width=720&height=306" scrolling=no>>
Yazının Devamını Oku...

11/12/2009

yok

NET : SAKİN OL TÜRKİYEM

Bölücü Parti 'DTP' Kapatıldı , Gündeme çok Net Düşen bi haber daha vardı. DTP'LiLer ÜLkeyi bölmek için Konuşmalar yapiyordu meydanlarda kavga - dövüş derken sorunlar meydana geliyordu ve olana türkiyeye oluyordu. Onların istekleri oluyordu. Lütfen ülkenin karışmasını ıstemıyorsak - istemiyorsanız SAKİN OLUN.
Yazının Devamını Oku...

10/12/2009

yok

YAŞAMAK..

Yaşamak...
Dişlerinin arasından kan gibi tükürerek,
Ve yaşama küfrederek yaşamak...
Yaşamın yalnızca yaş kısmıyla yetinip,
Payımıza diğer hecenin düşmediğine inanarak,
Ve o hecenin peşine düşmeyerek yaşamak...
At g.tünde bir sinek gibi yaşamak...
Bunu da sakla dost bunu da...
Sen de bir gün koyarsın yaşamın .mına...
Yazının Devamını Oku...

10/12/2009

yok

Zeytin Gözlü Aşk

sütlüce de tek göz odalı bir evde ve haliç’in bağışıklık yapan içli kokusunda geçirilen çocukluk dönemleri…
istanbul un ortasında kalmış yaşamlar.
ne çok fakir ne çok zengin hatta bazen fakir, bazen zengin…

ardı ardına yapışık apartmanlar ve diplerinde minik bahçeli evler, taş seramik yollar, kaldırımlar, zift siyahı renginde boyanmış apartmanlar…
fincan adında bir teyze ve onun zeytin gözlü kızı aslı!
bana bulmaca çözmeyi öğreten azmi ve aynı yaşta olmamıza rağmen adını ilk defa duyduğum bir sözcükle bana seslenişi…
hatta bir gün sokakta top oynayan çocukların arasına girip, ellerimden tutarak ‘’bakın bu benim aşkım’’ diyerekten aşk ilanı…
sokaktaki top oynayan çocukların durup bana göz kırpmadan bakışları…
sanırım onlarında aşk sözcüğünü yeni duyuşları ve bana olağan dışı bir varlıkmışım gibi dakikalarca bakışı…

sonrasını pek hatırlamam.
tek hatırladığım, aylar sonra ilk defa cesaretimi toparlayıp, kapısını çalarak onu çağırmaya niyetlenişim. ve evlerinin orada olmayışını görüşüm…
zeytin gözlü aşkın ardında hiçbir iz bırakmadan gidişi ve daha adının anlamını kavrayamadığım bir aşk için yıkıntıların arasında ilk gözyaşı…
ve annemin ağlamamam için beni leblebi tozuyla kandırışı.

yakın zamanda
doğup büyüdüğüm ve ilk aşkı farkında olmadan yaşadığım, fakat bir leblebi tozuna unuttuğum çocukluk anılarımın geçtiği semtime gittim.

bağışıklık yapan koku gitmiş, eser yok.
zeytin gözlü aşkın yıkılan evinin yerine plaza dikilmiş.
kaldırım taşlarının çoğu değişmiş fakat yinede o günlerden kalan ufak izler var…
tek göz odalı evimiz hala yerinde duruyor birkaç eski evle beraber.
ömürleri çok süreceğe benzemiyor…

her gün plastik top patlattığım evin bahçesine yaklaştığımda, pencereden ufak bir çocuk bana bakıyordu.
tıpkı benim her kapıdan gelen sese baktığım çocukluğum gibi…
anne diye bağırıp içeri kaçmasıyla oradan ayrıldım kafamda bin bir türlü düşünceyle.

acaba zeytin gözlü aslı (aşk) nasıl ve nerede yaşıyor şuan?
ne çok zengin nede çok fakir, beklide bazen zengin bazen fakir…
Yazının Devamını Oku...

10/12/2009

yok

Otuz Beş Kez Yanıyorum Sivas

Hangi suyla yıkanır
Kanlı yüzü tarihin
Hangi suyla.
Kahretsin.
Baygın et kokularına
Yenik düşmüş güneş
Dörtyüz yıl öncesinin yansımasıdır
İçimi dağlayan Bu amansız Ateş

Varsın bir başına
Aka dursun Kızılırmak.
Çare değilse içimdeki yangına
Derman değilse susuz kalışıma
Ateşime düşmüyorsa bir damlası
Serinletmiyorsa yüreğini
2 temmuz akşamının

Nasıl unutula bilir ki
Bedenlerdeki alevin
Çığlıklaşan yansıması

Almışsın sevdanı avuçlarına
Yüreğini salmışsın bozkırlara
Temmuz güneşi inceden inceden
Yobazın ateşi yakarmış geceden

Kızılırmak
Yürüye dursun yoluna
Çarpa çarpa başını taşlara
Ben yudumlarım dumanını
Bu kalleş yangının

Bu ağır koşulsuz yalnızlığın
Ateşini içmek düşmüşse payına
Başı dik ve dingin yürüyüşümün
Biz ölümüne de yürürüz
Bu özgürlük yolunda

Uçurumlar kolay yutamaz bizi
Sazda özümüz
Tezenede sözümüz var
Birde tele düşmeye dursun yangın
Perdelerinde gezinirim O zaman
Şairin, Ozanın, Aşığın

Suların çıplak yansıması gibidir
İçime sığmayan bu sevda
Kızılırmak kıskanır
Yobaz ayaklanır
Namussuzlar alkış tutar
Madımak ateşine düşünce beden

Nasıl unutulabilir ki
Ateşe verilmiş pir sultanlar
35 kez Asılıyorum
35 kez yanıyorum
Ozanlar diyarında

Sevdalı bulutlarla kucaklaşmakta
Varmış hani.
Şimşekleri tutmak Avuçlarında
Nice gök çatlamasından sonra yüreğin
Yağmur olup yağmak

Tutarken ellerinden güneşin
Can suyunu içirir fidanlara
Sinesinde şehidi öpercesine toprak.

Gök kuşağının yakamozlarıyla
Yeniden kucaklaşır
Nergiz, Kardelen, yüklü sabahlarda.

Bir tomurcuk açılı verir
Kızıla çalar bütün renkler..
Yüz binlerce polen olur
Döllenir yeniden yaşam,
Umut yine filizlenir ağırdan ağrıdan
Elbette her çiçekte yeniden yaşayacak
Yüz Binlerce PİRSULTAN.
Yazının Devamını Oku...
Sonraki Sayfa ->